8/16/2009 04:24:00 AM

SIMPLE THINGS ABOUT CSR IN ASIA REGION

In these days, while I was looking for something about how CSR is recognised in Asia, I ve found an on-line survey which was created by CSR in ASIA across 14 countries and participated in 80 CSR Managers on 2 November 2008. You can see the survey results ->>clicking on this <<-

In this article I'll talk about this researching a little bit. If you wonder explainations of the survey and my opinions, just keep reading.

At the first, I want to say simple facts about survey. Despite survey doesn't explain detailed informations in CSR in ASIA, It s useful to understand the role of CSR in Asia. Most of participants of survey are working for energy and health care based companies. As a result we can understand that, companies which have high risk potential on environment and health, are more interested in CSR than other firms.

The survey says "CSR is often confused with philanthropy in Asia with many companies only reporting their philanthropic activities under the banner of CSR"! It shows that lack of knowledge about CSR as a concept and has wrong implementation in Asia Region. The survey results also highlight levels of CSR Managers are not enough to create sustainable business strategies and plans.(Most of participants are only in senior or junior management level. Board level presentation is just 15%)

The biggest challenges they faced by CSR Manager are lack of budget and too small CSR teams, at first. But may be the most surprising response is " What areas of CSR is CSR Manager responsible for?"

While CSR Reporting, Environment and Stakeholder Relations have highest rates, however Human Rights, Supply Chain and Diversity areas unfortunately have lowest rates! This is really interesting result.

In the end, I can say that CSR has a long way to take in Asia, When it compared to Europe.

7/06/2009 02:37:00 AM

CHANGE IN A SYSTEMATIC WAY

Change is a necessity. Because even the little planet which we are living on, is changing itself every moment, and entering into new forms. Everything is renewed systematically in a specific regularity case, whether they go to good situations or bad. When this event is out of control, stones move of their places and balance is broken. So, What can we do at the time? Then, We have to be include into circle of the system which is nourishing us to be successful.

Most of people talk a lot but do nothing. As a result of this regardlessness, they can't live their lives as much as they want. It may be the most important reason of being loser in the world. If we want to overcome all of the difficulties we have to begin doing something for our future, for us...

6/11/2009 02:47:00 AM

SUSTAINABLE DEVELOPMENT I: PERSONAL CHOICES AND COMMUNICATION

One person is enough to change the world!

Some of us may think that is not true. But I know that there are many people who are thinking just like me, too.

All human beings born with a special character which is his/her own. Then it grows inside and takes a shape as being affected of school, state, family, country and so on... Such things will form prospective personal choices of individual related to future. I mean cultural, educational backgrouds and the characteristics coming of human's existing have a strong impact on his/her personal choices. I almost seem hearing you say "We already know that". I m sure that you know, however The most important thing i want to highlight is the need of extending the knowledge regarding whole picture and its all parts just like puzzles! if we wanna build a sustainable world in all meaning. When we teach to childern - leaders of future, the importance of team working and being organised, it can help us to have more sustainable world.

For this, It can not be ignored the necessarity of communication in today's world. We have to build little new ties connected to each other. when every child is aware of how sustainable world can help to humanity in future and why we have to achieve that, at that time we'll be able to see ahead more clearly.



6/07/2009 03:02:00 AM

WHAT IS WRONG?

There should be wrong something that we haven't achieved UN Millenium goals 2015 until now. But in 2000 UN member countries were much more serious and passionate. In these days, Many reports and comments are negative, achieving millenium goals. Unfortunately, We haven't focused on millenium goals enough because of various reasons such as; Local and International economic crisises, elections, global warming, conflicts among neighbour countries. Oh! Wait! Wait! This things has always been there! in the same place... I am sorry but we haven't any excuse to do not keep our promises about achieving millenium goals.

I really wonder where are the guys who were decided, eager to an end poverty, hunger and to decrease children mortality? If we continue on this road, we will probably screw it up!

Just Think: " You arrange strategic plans, organize meetings and brainstorms, spend time to help poor countries to be rised up, give some huge promises to keep but, in the end, it doesn't work. Just like throwing some old papers into dustbin. It shouldn't be cheap like this. We have passed half of road, however, we haven't finished yet. So we have still an important chance to turn this condition into positive. In order to make this happen, most of the responsibility belongs to NGO's and individuals who are awared of the mission achieving millenium goals.

If they make pressure on government side to get them involved, the percentage of success will be raised up. Don't forget we can't be successful with only a few countries' endavours. It must be provided to take an action of other countries, too. Cuz, It is not a local issue. The issue related to world.

5/22/2009 05:28:00 AM

TARİH'İN GÖR DEDİĞİ...

İzlediğim bir program içinde can dündar'la yapılmış bir röportaj da yer alıyordu. Bu röportajın bir bölümünde can dündar'ın söylediği şu sözler dikkatimi çekmişti.

" büyük başarılar, büyük tutkular... tarih bunlardan oluşuyor."
can dündar.

İlgimi çeken bu sözleri hemen not defterine yazdım.yukarıda yazılan bu iki cümle ne kadar da derin anlamlar taşıyordu! kendi kendime bu sözün doğru olup olamayacağını düşündüm ve vardığım kanı " kesinlikle doğru " demek oldu.günümüzde ve günümüzden yüzlerce, binlerce yıl önce yaşanmış hayatlara şekil veren, insanların kaderini değiştiren, dünyanın akışını belirleyen güçlerin bel kemiğini oluşturan faktörler can dündarın bahsettiği cümlelerde gizliydi.daha açıklayıcı olmak için geçmişte ve günümüzde geçerliliğini hala koruyan birkaç kavrama göz atalım.dini ayakta tutan en önemli şey nedir? inançtır, değil mi?peki dinde sözü edilen inanç tam olarak nedir?tanrıya olan adanmadır.adanmak, çok güçlü bir bağ kurmak.işte bu güçlü bağı kurmak için, adanmışlığı ve inancı besleyen şey ancak büyük bir tutku olabilir.tarihte bolca sözü geçen din kavramını ayakta tutan bu büyük tutkudur.başka bir örnek olarak yine din kavramında olduğu gibi geçerliliğini koruyan bir tutku çeşiti de önemli olma, büyük olma tutkusudur.(diğerinin tam aksine daha bencilce bir güdür...)devletler ve bireyler arasında çıkan taht kavgalarının, dünya savaşlarının, ekonomik, siyasi, sosyal ayrımcılık(burjivazi, işçi kesimi, efendi-köle ilişkisi) ve ırkçılığa varan çok geniş bir sınıflandırmayı kapsayan sorunların ve çıkarcılığın sebebi de bu tutkulardır.

21.yüzyılda teknoloji çok gelişmiş olsa bile insanları insan yapan bu içgüdü ve istekleri vücutlarından söküp atacak ya da yeniden tasarlayacak bir şey icat edilmedi." bu tutkuların yararlı tarafı hiç mi yok? " derseniz, elbette var.şu anda hayatta olmamızın nedeni de bu.gelmiş olduğumuz çağdaş medeniyetin mimarı da.bunları başarmamızı tutku üzerine değindiğimiz 2. kısımdaki önemli olma tutkusuna borçluyuz.önemli olma tutkusu içinde bencilliği taşıdığı için bu duyguyu " güçsüzü ezip, ön plana çıkmak " diye yorumlayabiliriz.fakat bu dediğim çok katı ve sadece ölüm kalım meselesi olarak nitelendirilmemeli.herzaman zor kullanma gibi bir durum yoktur.herkesin belli yetenekleri vardır ve en iyi yaptıkları şeyler aynı zamanda onların en güçlü silahlarıdır.örn; atatürk çok iyi bir askeri yönetim dehasıydı ve çok iyi bir düşünürdü.einstein fizikte, ibn-i sina matematik alanında büyük saygı gören uzmanlardı.milletler bazında bakarsak yunanlılar heykel traşta ve felsefede öncüydüler.mısırlılarsa bilimde, matematikte ve çok muhteşem mimariler yapmakta muazzam başarılar yakaladı.mısırlıların inşa ettiği piramitlerin sırrı hala çözülebilmiş değil.bu kişilerin ve milletlerin her biri kendi alanında uzmandılar.bu sayede çok başarılı olup ön plana çıktılar.eğer bu kadar başarılı olmasalardı belki şu anda onların bir zamanlar yaşamış olduklarını bile bilmiyor olabilirdik.yani tarih büyük başarılardan, büyük tutkulardan oluşuyor.

aranızdan bazıları tarihte kötü, olumsuz ad bırakanların var olduğundan ve bu kişilerin istedikleri hedeflere ulaşamadıkları, sonucunda başarısız oldukları halde tarihte önemli bir yer edindiklerini söyleyebilir.böyle düşünenlerin dediklerinin bir kısmı doğru olduğu halde gözden kaçırdıkları bir nokta var.bahsi geçen o kişiler örneğin;hitler dünyayı ele geçirmeyi denedi fakat ondan önceki hükümdarlar gibi başarısız oldu.hitler en önemli hedefini gerçekleştiremedi.peki tek önemli hedefi bu muydu?daha genç bir çocukken viyanada şekillenmeye başlayan düşünceleri sayesinde führer devletini kurup etrafındaki ülkelere korku ve dehşet saçan çok başarılı bir lider oldu.birçok başarılı savaşta bulundu.londrayı kuşatma altına aldı fakat ele geçiremedi.binlerce yahudiyi katletti(onun gözünde bu büyük bir başarıydı ve istediğini yaptı)Almanyayı üstün bir güç haline getirdi.fakat bütün bu olayların sonunda intihar etmek zorunda kaldı.yaptıklarını onaylamasak da birçok başarıya imza attığını söylememiz gerekir.viyanada kıt kanaat yaşamını sürdüren o gencin bir devletin başına geçmesi bile çok büyük bir başarı olsa gerek. Yani aslında tüm mesele bu tutkuyu ne için kullandığımız. İnsanların ve dünyamızın yararı için mi? yoksa yalnızca kişisel çıkarlar için mi? bitirişi de can dündarın aynı sözleriyle yapmak istiyorum.

" büyük başarılar, büyük tutkular tarih bunlardan oluşuyor "

5/22/2009 05:14:00 AM

SİSTEM...

sistem belli çarklarla dönen belli bir düzene dayanan doğurduğu sonuçlar her seferinde aynı ve sabit kalan kısır döngüsünde kendini yineleyen bir işleyiş biçimidir.sistemdeki çarklardan biri bozulduğunda, etkisiz kaldığında kendi görevini yerine getiremediği gibi, sistem içinde bulunan diğer çarkların da görevini yapmasını olumsuz yönde etkiler ve bu olay sonuca yansır.dolayısıyla istenilen netice elde edilemez.aynı şekilde sistemdeki bir boşluk sonucu muhakkak etkileyecektir.acaba bizim eğitim sistemimizde acilen giderilmesi gereken ne gibi boşluklar ve çatlaklar var.ilköğretim, lise, üniversite...bu eğitim ve öğretim kademelerinin hepsinin çok önemli ortak bir sorunu var.öğrencilere yeterli bilgi, beceri ve eğitimin sağlanamaması.

bir sorunu çözebilmemiz için ilk önce hasar tespit çalışması yapmamız gerekir.eğer sorunun bize verdiği zararların boyutunu bilirsek, o sorunun ciddiyetini kavramış ve gerekli ölçüde önem vermeye hazır oluruz.hiç şüphe yok ki temel eğitim konularında yeteri kadar donanıma sahip olmayan bireyler toplum içindeki görevlerini tam olarak yerine getiremezler.günümüzde eğitim ve öğretimin geçmişten daha çok önem kazandığını düşünürsek ( savaşlar bile ekonomik, politik, siyasi alana taşınmaya başladı) alt yapımızı sağlamlaştırmak adına harcadığımız eğitim ve öğretime giden her kuruşun yerinde kararlar olduğunu söylemem yanlış olmasa gerek.günümüz gençlerinin sorunlarının temelinde yatan başlıca nedenlerden birkaçı aşağıda sıralanmıştır.

1-) temel eğitimi içeren konular hakkında fazla bilgilendirilmemiş olmak.yüzeysel olarak öğretilen derslerin ne bize ne de içinde yaşadığımız topluma bir fayda sağlayamayacak kadar yetersiz, hatta çoğu gereksiz içi boş bilgiler olması.

2-)bireylere yönelik kişisel beceri ve yatkınlık gibi yeteneklerin erken fark edilemiyor olması.birde aksine bir kaç saat süren sınavlarla bir insanın kaderinin Allah'a emanet olması.yıllarca yapılacak mesleklerin bir loto oyunu gibi şansa bağlandırılması.

3-)batı toplumlarından alınan kültürel yargıların en çokta o toplumlardan alınan kötü örneklerin kendi kültürel değerlerimizi dolayısıyla kendi öz kimliğimizi tehdit edecek boyutta büyük bir deformasyona uğratmaya başlaması.yani gençlerimizin batı toplumlarına özenmesi, çeşitli medya araçlarıyla örneğin televizyonda yayınlanan yabancı diziler-seks, şiddet- çıkan magazin dergileri -kim? nerde? ne yapmış?- ,müzik -hip hop ve rock çılgınlığı- , post-modern sanat! , moda- kılık, kıyafetler, trendler!- ve günlük konuşmamıza sokulan yabancı kelimeler vb...gibi birçok alanda gençlerimizin bunlara özendirilmesi sonucu oluşan kültürel erozyon.
(NOT: Amacım burada batıyı kötülemek değil, bilim ve teknolojik anlamda batıdan çok şey öğrenilebilir. Fakat maalesef bizim ve diğer ülkelerin batıdan aldıkları şey tüketim ile ilgili. Üretim ve gelişimin insanlık için çok daha önemli ve faydalı olduğunu savunuyorum...)


Bunların da etkisiyle dünyada meydana gelen olaylara karşı duyarsızlaşmamızın, nasır bağlamamızın yanı sıra daha da önemlisi kişisel kaderimizi bile yeterince yönlendirmeye çalışmamamız ve herşeyi akışına bırakmamız sorunlarımızda aktif rol oynayan etkenlerden başı çekenlerdir.eğer bizde sistemin birer parçasıysak -ki muhakkak öyleyiz- herbirimizin hareketleri, düşünceleri sonuca yansıyacaktır.fakat önce bunun bilincinde olmak gerekir.düzgün bir hayatın, düzgün bir eğitimden ve üstün bir akıldan geçtiğini kavramalı, bu çizgide ilerlemeliyiz.kendi kaderimizin, toplumumuzun ve dünyanın kaderi içimizde saklı bulunan cevherlerle şekillenir.bunun farkına varalım.

5/22/2009 05:08:00 AM

FARKLI DÜŞÜNMEK

Etrafımızda olup, biten olaylara, arkadaşlarımıza, patronumuza, yaşadığımız gezegene ve soluduğumuz havaya kadar olan bütün her şeye geliştirdiğimiz bakış açısı kaderimizi belirler. Bir olay üzerinde farklı düşünmek o olaya daha geniş bir boyut ve derinlik kazandırır. Bir bakıma bir nesneyi 2 boyutlu görmek yerine 3 boyutlu görmemizi sağlar. Aynı anda bir şeyi sevip hem de nefret edemeyiz. Mutlaka bir taraf ağır basıyordur. Bir olay üzerinde iki farklı bakış açısı olduğunu düşünelim. Örn; Eskiden insanlar köle olarak kullanılıyordu ( gerçi şimdi de öyle ama…) Bir kişinin yüzlerce kölesi olabiliyordu. Ve bu çok normal kabul ediliyordu. Ama bir gün idealist bir kesim bunun kabul edilebilir bir şey olmadığını söyleyip bu olaya karşı çıktı ve direndi. Bu konuda 2 farklı görüş var.

1.si; Köle sistemini savunan, güçlünün zayıfı ezebildiği ve bunu olması gereken olarak gören taraf,
2.si; Herkesin ayrım yapmaksızın eşit olduğu ve kölelerinde düzgün bir hayatı yaşamaya haklarının olduğunu savunan taraf…

Eski sistemi onaylamadıkları halde bunu söylemeyen ve fikirlerini paylaşmayan insanlar bu karşı tezi savunanların başlattığı girişimle kendilerinde fikirlerini söyleme cesareti bulmuş olabilirler. Ve diğer tarafsız duran kişiler için de bu yeni görüş daha iyi bir izlenim bırakmış ve onlarında bu fikri desteklemelerini sağlamış olabilir. Bu görüşle kölelerin kaderleri çok farklı bir yöne gitmiştir.

Her farklı görüş bu kadar büyük ve ideolojik olmayabilir elbette. Basit ama çok güzel bir örnek olan bardağın boş tarafını değil dolu tarafını görmek farklı görüşlerin ne kadar değişik sonuçlara gidebildiğini göstermektedir.

Farklı düşünmek, fark yaratmaktır. Bir konu üzerinde ne kadar çok farklı görüş olursa bir o kadar doğru sonuca gideriz. Kafamızda olabilirliği hesaplayarak içlerinden bizim en çok kafamıza yatan fikri bulabiliriz ya da bizde farklı bir görüş ortaya atabiliriz. Biz, farklı düşünen insanlar sayesinde bugünkü teknolojiyi ve çağdaşlığı yakaladık.( İçimizde çağdaşlık olarak noksanlarda var elbette yoksa bir varil petrolü bir insandan daha değerli gören zihniyeti kim çağdaş diye niteleyebilir?) Biz havayı sadece solumak zorunda olduğumuz bir şey gibi görürken, birkaç farklı düşünen kişi uçakları tasarlıyordu. Thomas Edison elinde olanla yetinmeyip farklı bir şey yapmaya çalışmasaydı elektrik bulunamayabilirdi ve biz hala gaz lambasıyla dolaşıyor olabilirdik.

Günümüzde birçok teknolojik alet elektrikle çalışmakta yani elektrik teknolojinin güç kaynağı demek. Televizyon, bilgisayar, paketleme ve ambalaj için kullanılan makineler, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makineleri, cep telefonları vb. bu örnekler çoğaltılabilir tabii ki. Aynı zamanda verdiğimiz bu örneklerde başlı başına fark yaratmak isteyen, farklı düşünen insanların tasarımlarıdır. Birbirlerinin fikirlerinden ilham alarak yeni sonuçlar elde etmişlerdir. Farklı düşünmek, birbirimizin görüşlerine yeni yorumlar katarak düşüncelerimizin eksik yanlarını görmemizi, olumlu yanlarına da bir artı daha eklememizi sağlar.

Bunun için elimizde olanla yetinmemeliyiz. Daha iyi ve daha güzel bir dünya için yeni fikirler bulup farklı düşünmemiz gerekir.